Kalp krizi, özellikle gelişmiş toplumlarda görülen ciddi bir tehlikedir. Çoğu kişi tam olarak iyileşebilir ama sağlıklı bir yaşam sürerek önlenmesi de olanaklıdır. Kalbin düzgün çalışması, kandan yeterli oksijen almasına bağlıdır. Kalp kasının herhangi bir bölgesi yeterli oksijen almadığı zaman çalışamaz duruma gelir, atarken yeterli kasılmamaya başlar ve pompalama işleminde kendine düşen görevi yerine getiremez.
Nedenleri
Koroner damarların (kalbe kan taşıyan iki atardamar) iç yüzünde aylar yada yıllar boyunca biriken ateromlar (yağlı birikimler) zamanla damardaki kan akışını engellemeye başlar. Damarın en dar noktasında kan pıhtısı oluşursa damar tümüyle tıkanır. Bu pıhtının (tromboz) oluşma nedenleri kesinlikle bilinmemekle birlikte, damarın ateromlarla kaplı olmasının tromboz olasılığını artırdığı açıktır.
Kalp krizi bir dizi olayın sonucunda gerçekleşir. İlk aşamada kan akımı engellenmeye başlar. Kalp kasının (miyokard hücreleri) kansız kalması, hastanın ağrı hissetmesine neden olur. Oksijensizlikten etkilenen hücreler ölürler. Kan akımı normale dönmezse ilgili kas bölgesi canlılığını yitirir ve birkaç hafta içinde bu bölgenin üstünde nedbe dokusu oluşur. Etkilenen kas bölgesi çok genişse, kalbin verimi azalır.
Kalp krizi geçirme tehlikesi sigara içen, çok yağlı yiyen, ruhsal gerilimlerin etkisinde bulunan insanlarda, şeker hastalarında ve ailelerinde kalp krizi vakaları bulunanlarda en yüksektir. Kriz daha çok orta yaşlı erkeklerde görülür; menopoz çağından önce kadınlarda ve 35 yaşından genç erkeklerde ender rastlanılır.
Kriz bazen hiç beklenmedik biçimde ortaya çıkar ama çok önceden kendini anjina ağrısı ile belli ettiği de olur. Anjina egzersiz ya da heyecan sonucu göğsün ortasında belirerek birkaç dakika süren ve çoğunlukla kollara, omza ve boyna da yayılan bir ağrıdır. Anjina ağrısı hisseden ya da eski ağrıları sıklaşan ve uzayan herkesin doktora başvurması gerekir.
Belirtiler
Kalp krizinin başlıca belirtileri göğsün ortasında şiddetli ağrıdır. Terleme, bulantı, kusma ve solunum güçlüğü de görünümü bozulur. Belirtiler çok şiddetli ağrı ile hafif bir rahatsızlık arasında değişen çeşitli düzeylerde olabilir. Öyle ki, kalp krizi geçirdiğinin farkına varmayanlar bile olabilir. Kalp krizine benzeyen belirtiler kuşkusuz hemen doktora başvurmayı gerektirir; ancak sindirim bozukluğunun göğüs enfeksiyonlarının, idrar kesesi hastalıklarının ve aşırı mide asidi salgılanmasının da benzer şikayetler yarattığı akıldan çıkarılmamalıdır.
Tedavi
Kalp krizi tedavisinde öncelik aÄŸrının hafifletilmesindedir. Morfin ve benzeri maddeler yararlı olur. Tanının kalp atışlarını grafik halinde gösteren EKG (elektrokardiyografi) ile doÄŸrulanması da önemlidir. AÄŸrının nedeni kalp krizi ise, EKG’de belirli deÄŸiÅŸiklikler olur. Kesin tanıya varıldıktan sonra yeni sorunların çıkmasını engellemek için gerekli önlemler alınır. Hastanelerdeki koroner bakım birimleri, kalp krizinden sonra görülen ritm bozukluklarını önlemek ve tedavi etmek üzere donatılmıştır. Ritm bozuklukları ilaçla ve gerektiÄŸinde elektrik ÅŸoku ile tedavi edilir. KuÅŸkusuz bu, hastanın koroner bakım birimine girmek için mutlaka hastaneye yatması gerektiÄŸi anlamına gelmez.
Kalp krizinde en önemli sorunlar ilk iki saat içinde ortaya çıkar. Hastaların çoÄŸunu bu süre içinde hastaneye yetiÅŸtirmek olanaklı olmaz; bu süreyi atlattıktan sonra ise, evlerinde kalmaları daha doÄŸru olabilir. Özellikle yaÅŸlıların evde bırakılması daha olumlu sonuç vermektedir ama son karar doktora aittir. Koroner bakım birimine yatırılan hastalar orada bir – iki gün tedavi gördükten sonra normal koÄŸuÅŸa alınırlar. Normal koÅŸullarda yatakta birkaç günden fazla kalmaları gerekmez ve sorun çıkmazsa 10 – 14 gün içinde taburcu olurlar. Amaç, hastanın yavaÅŸ yavaÅŸ normal yaÅŸamına dönmesidir. Kalp kasının ağır ölçüde hasara uÄŸradığı ender durumlarda ise hastaların tam anlamda iyileÅŸmesi daha uzun sürebilir.




