• Bilim, Genel Kültür 29.11.2010 Toplam Okunma : 182 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Mayday, bir tehlike mesajının verileceğini ifade eden çağrı parçası olup Mayday kelimesinin yazılı ya da sözlü olarak yayınlanmasıdır. Deniz haberleşme sistemi Gmdss’deki en önemli çağrı başlangıcıdır.

    Denizdeki veya havadaki bir taşıtın ve onun içindeki kişilerin, yangın, patlama, çatışma, su alma, denge kaybı, karaya oturma, yere çakılma gibi olaylara ve bunların sonuçlarına maruz kalması veya bu olaylarla karşılaşma olasılığı durumlarında yardım çağrısına Mayday kelimesi ile başlanır.

    Mayday’den sonraki ikinci derecede önemli çağrı başlangıcı ise Pan-pan’dır. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür, Teknoloji 29.11.2010 Toplam Okunma : 230 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Avrupa Yaz Saati (İngilizce: European Summer Time, EST), enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, Mart ayının son Pazar günü başlayıp, Ekim ayının son Pazar günü biten bir uygulamadır.

    Mart ayının son Pazar günü 01:00:00 UTC’de (eşgüdümlü evrensel zaman), saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlatılır ve Ekim ayının son Pazar günü saat 02:00:00 UTC’de, saatlerin bir saat geri alınmasıyla sona erer. Saat değişiklikleri eşgüdümlü evrensel zamana (UTC) göre yapıldığından değişiklikler yerel saatlere göre farklı zamanlara denk gelmektedir. (Türkiye için 03:00:00 yerel saatte bir saat ileri ve 04:00:00 yerel saatte bir saat geri.) Tamamını Oku…

  • Genel Kültür, Teknoloji 29.11.2010 Toplam Okunma : 221 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Googol, matematikteki büyük sayılardan biridir ve 10^100′e eşittir. Başka bir deyişle 1 googol, 1 rakamına yüz sıfır ekleyerek yazılır. Bu terim Amerikalı matematikçi Edward Kasner’ın yeğeni Milton Sirotta (1929–1980) tarafından 1938 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Milton bu sırada dokuz yaşındaydı. Kasner bu kavramı Matematik ve Hayal Gücü adlı kitabında da ele almıştır.

    Googol büyüklük derecesi bakımından 70 faktöriyele eşdeğerdir (70! yaklaşık olarak 1.198 googola eşittir) ve yalnızca iki asal çarpana sahiptir (her birinden 100′er tane olmak üzere 2 ve 5 çarpanları). İkilik tabanlı sayı sisteminde 1 googol 333 basamaktan oluşur. Googolun matematiğe çok yararlı olduğu söylenemez. Bu sayı daha çok görünür evrendeki atomik parçacıkların sayılarının karşılaştırılmasında ve olası satranç oyunlarının sayısının hesaplanmasında kullanılır. Edward Kasner bu sayının düşlenemeyecek büyüklükteki bir sayı ile sonsuz çokluğun arasındaki farkı yansıttığını düşünmektedir. Sayının matematikteki kullanımı bununla sınırlıdır. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 29.11.2010 Toplam Okunma : 524 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Zenginleştirilmiş uranyum, içeriğindeki Uranyum-235 (kim. sembol 235U) oranı belirli yöntemlerle doğal seviyelerin üzerine çıkartılmış uranyum karışımıdır. Doğada bulunan toplam uranyum elementinin %99.284′u Uranyum-238 (kim. sembol 238U) izotopundan oluşur. Zincirleme fisyon gerçekleştirme kabiliyeti bulunan tek uranyum izotopu olan Uranyum-235′in tüm uranyum rezervleri içerisindeki payı yalnızca %0.72′dir. Bu yüzden nükleer yakıt amaçlı olarak kullanılabilmesi için 235U izotopunun uranyum karışımı içerisindeki oranı arttırılmalıdır.
    Kullanım Alanları Nerelerdir?
    Zenginleştirilmiş uranyum, hem sivil amaçla elektrik üretimi için kullanılan reaktörler hem de askeri amaçlı nükleer silahlar ve harp başlıkları için kullanılan kritik bir yakıttır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı dünyadaki tüm uranyum kaynaklarını ve zenginleştirme tesislerini gözlem altında tutarak bu kaynağın barışçıl amaçla kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle görevlidir. Tamamını Oku…

  • Beslenme Ve Egzersiz, Ekonomi, Genel Kültür 29.11.2010 Toplam Okunma : 195 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Plantasyon, tropik ya da astropik bölgelerde, niteliksiz ya da yarı nitelikli işçilerle tarım yapılan büyük çiftlik.

    Terimin ortaya çıkışı, Avrupalıların Yeni Dünya sömürgeleştirmeleri sırasında, köle emeğine dayalı tarımın temel ekonomik yapı olduğu döneme rastlar.

    Tipik bir plantasyon kendi kendine yeterli ve çiftlik sahibinin mutlak egemenliğinde yönetilen ekonomik ve siyasi bir kurumdu. Ürünler toprağa ve iklime göre saptanırdı. Örneğin tütün, pamuk, pirinç, çivit ve şekerkamışı gibi ürünler Kuzey Amerika’nın güneydoğusundaki kolonilerin belirli bölgelerinde yetiştirilirdi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde köleliğin kaldırılmasıyla birlikte gerileyen emek yoğun plantasyonların çoğu, mülk sahibi ya da kiracı çiftçiler tarafından işletilen küçük çiftliklere bölündü. Bazıları da ücretli emekçilerin ya da ortakçıların çalıştığı büyük plantasyonlar biçiminde varlıklarını sürdürdü. Bu işletmelerde işçiler kölelik koşullarında çalıştırılmasalar bile, işsizlik korkusuyla boyunduruk altında tutulabiliyordu. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 29.11.2010 Toplam Okunma : 257 1 Yorum
    {lang: 'tr'}

    Süpersonik, ses hızının (Mach 1) üzerinde olan hızları belirtmek amacıyla kullanılan terimdir. Bir yaklaşıma göre de 1.2 Mach’ın üzeridir. Deniz seviyesindeki havada sesin hızı yaklaşık olarak 340 m/s, 1,087 ft/s, 761 mph ya da 1,225 km/h olarak kabul edilebilir. Ayrıca gövdesi ve motorları uzun süreli sesten hızlı uçuşa müsaade edebilecek özelliklerde olan uçaklara süpersonik uçaklar denir. Günümüz savaş uçaklarının büyük kısmı süpersonik uçaklardır. F-16 bunlara örnektir.

    Yüzbaşı Chuck Yeager 14 Ekim 1947 tarihinde XS-1 “Glamorous Glennis” ile mach 1,06 hızıyla ses duvarını aşarak ilk insanlı süpersonik uçuşu gerçekleştirdi.

  • Genel Kültür 29.11.2010 Toplam Okunma : 188 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’ nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu.

    1827′de John Walker adlı bir İngiliz kimyacı, bir tahta çubuğun ucunu çeşitli kimyasallarla kaplayıp kuruttuktan sonra, çubuğun herhangi bir yüzeye sürtülmesiyle ateşin ortaya çıktığı keşfetti. Walker’ın kullandığı kimyasallar da antimon sülfür, potasyum klorat, zamk (gum) ve nişastaydı. İcadı da Türkçeye sürtünme kibriti olarak çevireceğimiz (friction matches) kibrit çeşidiydi.

    1831 yılında kullanılışı basit ilk kibrit ise 19 yaşındaki genç bir Fransız öğrenci olan Charles Sauria tarafından beyaz fosfor kullanılarak yapılmıştır. Kokusuz kibrit olmasına rağmen beyaz fosforun zehirli olmasından dolayı pek tutulmamıştır.

    1855'de İsveçli Johan Edvard Lundstrom ilk güvenlik kibritinin patentini almayı başarmıştır. Yaptığı kibrit ise bir kutunun dış yüzeyine kırmızı fosfor sürüp kalan kimyasal maddeleri ise kibrit çöpünün uç kısmına yerleştirilmesi sonucu meydana geliyor. Beyaz fosforun zehirinden ve sürtünme kibritlerinde görünen şiddetli alev alma sorunlarını gidermiştir.

    1889'da Joshua Pusey, ilk kibrit kutusunu icat edip patentini almış, 1896'da patentini Diamond Match Company'ye 4000 dolar ve bir iş karşılığında satmıştır.

  • Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 152 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Londra metrosu, dünyanın en eski metrosudur. 1863 yılında Metropolitan Railway ismiyle açılmıştır. Londra metrosunun yapılma amacı o zamanlar at arabalarından oluşan trafiğin yoğunluğunu azaltma amacıydı. Yapılan ilk hatlarda da bilinen en gelişmiş teknoloji olarak buharlı trenler kullanılmıştır. Şehrin belli yerlerinde hala kömür dumanını atma amacıyla açılan havalandırmalar mevcuttur.

    Burası açıldıktan sonra İstanbul’da Tünel, Madrid ve New York’ta da benzer metrolar yapıldı. Londra metrosuna Underground(yeraltı) denilmektedir. İstasyon levhalarında ki şekil nedeniyle de Londra metrosuna argoda Tube denilmektedir. Toplamda 274 istasyon bulunmaktadır. Metroda sigara içmek yasaklanmıştır.

  • Bilim, Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 177 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Soğuk denizlerde yaşayan iri gövdeli, yüzgeç ayaklı bir memeli. En çok Kuzey Buz Denizinin yüzen buzları ile kayalık kıyılarında barınır. Boyu 4,5 m, ağırlığı 1000-1500 kg kadardır. Karada, yüzgeç ayakları ile güçlükle sürünür. Çok iyi yüzer, 30 metreden daha derinlere dalabilir. Soğuk ve fırtınalı zamanlarda yüzen buzlara çıkar. Karaya çıktıklarında güneşin sıcaklığı ile kan damarları genişlediğinden pas kırmızı renkte görünürler.

    Gerçek foklar gibi bunlarda da dış kulak görülmez. Küçük kanlı gözleri vardır. Hem erkek hem de dişi bireylerin üst çenelerindeki köpek dişlerinin uzamasından oluşan birer çift tos dişi bulunur. Dişler, yavru dört aylıkken çıkmaya başlar. Uzunlukları erginlerde bâzan bir metreyi aşar. Bu dişlerden biblo gibi süs eşyâları yapılır. Gelişmemiş olan diğer küçük dişler ise, kabuklu yumuşakçaları ezmeye yarar. Her iki eşeyde fırça gibi sert bıyıklar bulunur. Vücut gri renkte sert ve kırışık bir deriyle örtülüdür. Tamamını Oku…

  • Genel Kültür, Turizm ve Tatil 23.11.2010 Toplam Okunma : 203 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Grönland Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde, 2.166.086 km² ile kuzey kutbundaki en büyük buz örtüsüyle kaplı, Danimarka’nın özerk bölgesi. Bu buz tabakası 3 km. kalınlığında ve tabanı da deniz düzeyinin altında bulunur. Adanın kuzeyinde Kuzey Buz Denizi (Arktik Deniz), güneydoğusunda İzlanda, batısında Kanada’nın Ellesmere Adası ve Baffin Körfezi yer alır. Grönland, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük adası konumundadır. % 81′i buzullarla kaplıdır.

    Grönland’da yaşayan nüfus 57.500 civarındadır. Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar. Grönlandlılar, hem Kalaallit (Inuit), hem İskandinavya kökenlerini taşımaktadırlar ve Grönlandca (Greenlandic=Kalaallisut) dilini konuşurlar. İki önemli şehri başkent Godthab (Nuuk) ile Godhavn’dır. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 269 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Değersiz maddeleri altına çevirme, bütün hastalıkları iyileştirme ve hayatı sonsuz biçimde uzatacak ölümsüzlük iksir bulma uğraşlarına Simya, bu işle uğraşanlara Simyacı denir.

    Simyanın Kısa Tarihçesi

    Simya; kimya, metalurji, fizik, tıp, astroloji, semiotik, mistisizm, spiritüalizm ve sanat’ı bünyesinde barındırırdı. Simya ile en az 2500 yıldır uğraşıldığı bilinmektedir. Simya ile ilk olarak Mezopotamya, Eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin’de uğraşılmıştır. Klasik Yunan döneminde Yunanistan’da, Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü coğrafyada, önemli İslam başkentlerinde ve daha sonra 19. yüzyıla kadar Avrupa’da simyaya ilgi duyulmuştur. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 268 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Pekçok ticârî mâmulde kullanılan, kristal suyuna sâhip bir magnezyum silikat minerali. Bileşimi Mg3Si4O10(OH)2, sertliği 1, (Mohs sertlik derecesinin en yumuşak standart minerali) özgül ağırlığı 2,82 olup, kristal sistemi monokliniktir. Başlıca, yaprağımsı ve pullu kütle hâlinde bulunur. Talk sedef pırıltılıdır. Ele yağlı bir hâl verir ve eli boyar. Aleve tutulursa yanmaz, parlar ve sertliği yükselir. Talk serpantin gibi olivin ve başka magnezyumlu minerallerin değişmesinden meydana gelir.

    Saf hâlde çok yumuşak olması, talk pudrası ve yüz pudrası olarak kullanılmasını sağlamıştır. Ancak, pekçok talk, ateşe dayanıklı olması ısı ve elektriği kötü iletmesi sebebiyle, seramik sanâyiinde ve tavan kaplamasında kullanılır. Kauçuk, boya ve kâğıt sanâyiinde dolgu maddesi olarak da istifâde edilir. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 194 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Uydu aracılığıyla yapılan jeodezik çalışmalar çok yeni olmakla beraber en sıhhatli neticeleri vermektedir.

    Uydu dünyâ etrafında dünyâ üzerindeki noktalara göre hareketsizmiş gibi kalması için sekiz km saniye hızla döner. İncelemeler geometrik ve yerçekimi kuvvetleri ile uydu ve mahallî (lokal) istasyonlar arasında yapılır.

    Uydular mesâfeleri ya fotoğraflarla veya laser ışınlarıyla tesbit ederler. Uzaydan çekilen fotoğraflarda kırılma etkisi az olur. Yerçekim kuvvetleri uydu aracılığı ile daha hassas tesbit edilebilir. Dünyânın geoit yapısının elipsoidinden farkları 10 m, hata ile haritalanabilecek şekilde uydu ile ölçülebilmektedir.  Tamamını Oku…

  • Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 187 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Üç boyutlu resim (hologram) veren fotoğraf tekniği. Fikir ve ilk teorik gelişmeler İngiliz Denvis Gabor’ın 1947’deki çalışmalarında görülmektedir. Fakat holografi tekniğinin ilk tatbikatı ancak 1960’larda lazer ışığının keşfiyle mümkün olabilmiştir. Holografinin sonuç ürünü olan hologram ile verilen görüntülerde derinlik de vardır ve değişik yönlerden seyredilebilir.
    Banyo edilmiş holografik filimlerdeki şekiller, resmi çekilmiş bulunan görüntüye hiç benzemezler. Meselâ resmi çekilen üç boyutlu bir cisimse, hologramdaki şekil iç içe çizilmiş bir sürü daireden ibâret çok karmaşık bir halde olur. Resmi çekilen iki boyutlu bir düzlem ise, hologramda aydınlık ve karanlık şerit şekilleri gözükecektir. Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 23.11.2010 Toplam Okunma : 191 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Enigma; II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından gizli mesajların şifrelenmesi ve tekrar çözülmesi amacı ile kullanılan bir şifre makinesi. Daha açık bir ifade ile Rotor makineleri ailesi ile ilişkili bir Elektro-Mekanik aygıttı ve birçok değişik türü vardı.

    Enigma makinesi, ticari olarak 1920 li yılların başında kullanılmaya başlandı. Bir çok ülkede Ordu ve Devlet kurumları için özel modeller üretildi. Bunların en ünlüleri ikinci dünya savaşı öncesinde ve savaş sırasında Nazi Almanyası’nda kullanılan modellerdi. Alman ordu modeli olan Wehrmacht Enigma, en çok konuşulan modeldi. Tamamını Oku…

Sponsor:

Üye Paneli:




  • Kayıt Ol
Toplam : 16« İlk...3456710...Son »