• Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.516 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Şiddetli göğüs ağrısı genellikle kalp krizini akla getirir; oysa kalp zarı iltihabı, yani perikardit de aynı belirtilere yol açar. Çoğu kişi, göğsünün ortasında şiddetli bir ağrı duyduğunda, kalp krizi geçirdiğini sanır. Oysa bazen, ağrıya yol açan durum kalp zarı iltihabıdır (perikardit). Kalp zarı iltihabı, kalbi saran ve bağ dokusundan oluşan zarın iltihabıdır. Çeşitli nedenlere bağlı olabilir ama genellikle nedeni virüslerdir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.594 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Kalp krizi, özellikle gelişmiş toplumlarda görülen ciddi bir tehlikedir. Çoğu kişi tam olarak iyileşebilir ama sağlıklı bir yaşam sürerek önlenmesi de olanaklıdır. Kalbin düzgün çalışması, kandan yeterli oksijen almasına bağlıdır. Kalp kasının herhangi bir bölgesi yeterli oksijen almadığı zaman çalışamaz duruma gelir, atarken yeterli kasılmamaya başlar ve pompalama işleminde kendine düşen görevi yerine getiremez. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.553 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Belirtileri ciddiye alınmazsa kalp kasının iltihabı (miyokardit) yaşamı tehlikeye sokabilen bir durumdur. Buna karşılık dinlenme ve basit bir tedaviyle iyileşmek olanaklıdır. Kalp, aşağı yukarı bütünüyle kastan oluşur. Bu kas, bedenin öteki bölümlerindeki kaslar gibi enfeksiyon sonucu iltihaplanabilir. O zaman kalp atışları hızlanır; çarpıntı, yorgunluk ve soluk darlığı görülebilir.Kalp kası iltihabı virüs ve bakteri kökenli hastalıkların sonucunda görülebilir ama ancak açık seçik ve ciddi belirtiler verdiği zaman yapılan testlerle saptanır. Ciddi kalp kası iltihabına ise çok ender rastlanılır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.703 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Geçmişte bazı kraliyet ailelerinde de görüldüğü için iyi tanınan hemofili, kanın pıhtılaşamadığı ve kanamanın tıbbi müdahale olmaksızın durdurulamadığı kalıtsal bir hastalıktır. Hemofili, neredeyse yalnızca erkekleri etkileyen, kanın pıhtılaşması için gerekli faktörlerden birisinin eksik olduğu, kalıtsal bir hastalıktır. Sonuç olarak hafif bir yaralanmada ya da ortada görünür bir neden yokken olan iç kanamada kanama durmaz. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.517 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Bacaktaki toplardamarların iltihabı demek olan flebit, oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. “Flebit” bacaktaki yüzeysel toplardamarların ya da bacak ve leğen kaslarındaki derin toplardamarların iltihabı anlamına gelir. İltihap çoğunlukla damar içi pıhtılaşmaya, yani tromboza yol açar, iltihapla sonuçlanan damar içi pıhtılaşmaya ise “tromboflebit” denir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.635 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Gerçekte fil hastalığı, tropikal bölgelerde görülen bir asalak hastalığıdır. Ancak, ona benzeyen başka belirtiler de aynı adla anılmaktadır. İnsanı öncelikle adıyla ürküten fil hastalığı (elefantiyazis), tropikal bir hastalıktır. Ama lenf yollarının tıkanmasına bağlı başka şişmelere de aynı ad verilmektedir. Lenf damarları yoluyla büyük miktarlarda su ve artık madde dokulardan uzaklaştırılır. Gerçek fil hastalığına yani asalak kökenli olanına Batı ülkelerinde pek rastlanmaz. Zaman zaman görülen vakalar, lenf sisteminin kanser hücreleriyle tıkanması ya da radyoterapi sonucu hasara uğramasından kaynaklanan durumlardır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.624 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Enfarktüs, bir organ ya da dokuyu besleyen kan akımının kesilmesidir. Her organda enfarktüs olabilir ama en çok kalpte, akciğerlerde ve beyinde görülür. Cerrahi yöntemlerle ya da ilaçla tedavi edilir. Atardamarlar, temiz kandaki oksijen ve besin maddeleriyle hücreleri canlı tutarlar. Bir atardamar tıkanırsa, beslediği bölgedeki hücreler kansızlık nedeniyle ölür. Bu hücre ölümüne, enfarktüs denir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.643 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Renk körlüğü kadınlardan fazla erkeklerde görülen, oldukça yaygın bir durumdur. Renk körlüğü, renkleri ayırt etme yeteneğinin bozukluğudur. En fazla görülen tipi kırmızı ve yeşilin ayırt edilememesidir. Ender görülen bazı vakalarda ise bütün renklerin ayırt edilememesi ve dünyanın siyah – beyaz görülmesi söz konusu olur. Renk körlüğü oldukça yaygındır: Her 20 erkekten ve her 200 kadından birinde vardır. Birçok kişi renk körü olduğunu kendiliğinden fark etmez. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 3.505 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Yüksek tansiyonu ya da beyin tümörü olan kişilerde görülebilen optik papilla ödemi gözdeki optik diskin şişmesi anlamına gelir. Optik papilla ödemi ya da kısaca papil ödem (göz dibi ödemi diye de bilinir), görme algısında rol oynayan bütün sinir liflerinin bir araya gelip, beyindeki görme merkezine varmak için gözden çıktıkları yer olan optik disklerdeki sıvı birikimi anlamına gelir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.579 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Glokom ya da göz hipertansiyonu, ciddi ama genellikle erken tanıyla zararlı etkileri önlenebilen bir rahatsızlıktır. Genellikle yaşamın ileri yıllarında ortaya çıkmasına karşın glokom, körlüğün en sık rastlanan nedenlerinden biridir. 40 yaşın üstündeki 50 kişiden birinde görülür.

    Nedenleri
    Göz, mercek ve merceği yerinde tutan kirpiksi kaslarla ön ve arka bölümlere (ön ve arka kamara) ayrılmıştır. Gözde merceğin hemen önündeki ön kamarayı dolduran ve ön kamara sıvısını yapan “kipiksi cisim” denen bir yapı daha vardır. Sıvı sürekli olarak bir yandan boşalması gerekir. Glokomda sorun işte bu noktada ortaya çıkar. Üretilen sıvının boşaltıldığı yerde bir tıkanıklık olur ve bunun sonucunda göz küresi içindeki basınç artar. Arka kamaradaki sıvı ise dolaşmadığı için hiçbir zaman böyle bir soruna yol açmaz. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.495 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Gözün loş ışığa hemen uyum sağlayamaması anlamına gelen gece körlüğü, özellikle gece sürücüleri için sorun yaratır. Ender görülen bu rahatsızlık, genellikle kötü beslenmeden kaynaklandığından, kolaylıkla tedavi edilebilir. Gece körlüğü kavramı, bu hastalıkta geceleyin görme bütünüyle yitirilmediği için biraz yanıltıcıdır. Gece körlüğünde, ışık azaldığında, sağlıklı insanlara göre görüş de azalır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.679 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Arpacık sık karşılaşılan bir sorundur. Bazen küçük cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre iki türe ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar. Gözkapağının içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, konjonktivadan gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.444 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Aşağı yukarı her 15.000 çocuktan biri doğuştan fenilketonüri hastasıdır. Zekâ gelişimini etkileyen bu hastalık, erken tanıyla zarar vermeden atlatılabilir. Fenilketonüri kalıtımla geçen, ender rastlanan bir hastalıktır. Nedeni, bir aminoasit olan fenilalanini dönüştürecek enzimin eksikliğidir ve küçük çocukta zekâ geriliğine yol açar. Doğumdan hemen sonra uygulanan bir testle erken tanı konursa, özel bir diyete başlanarak, hasta çocukta beyin gelişiminin normal olması sağlanır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.475 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Küçük bir çocuğun peltek peltek konuşması sevimli olabilir ama uzun süren pelteklik bir konuşma sorunu sayılır. Çoğu çocuk yeni konuşmaya başladığında peltektir. Bunun nedeni çok basittir. Bazı sesleri, özellikle de “b”, “z” ve “r” seslerini çıkarmak, ötekilerden daha zordur. Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye başladıklarında, hemen bütün sesleri yetişkinlerin çıkardığı biçimde çıkaramazlar. Konuşma yavaş yavaş öğrenilir. Çocuk günden güne sesleri tanıyıp öğrenir ve böylece sözcük dağarcığını genişletir. Küçük çocuklar, pek az ses çıkarabilirler. Yine de konuştuklarında, anne babaları gibi alışkın olanlar ne söylediklerini anlarlar. Konuşmayı öğrenme büyük ölçüde teknik bir sorundur. Seslerin çıkarılması yalnızca harflerin söylenmesindeki zorluktan değil, dildeki sözcükleri oluşturan seslerin karşıtlarından da etkilenir. Genellikle çocukların ilk öğrendiği karşıt sesler, “ma – ma”, “ba – ba” gibi seslerdir. Ardından “m”, “p”, “t” ve “r” gibi sessiz harflerin söylenmesi öğrenilir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.206 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Tıpta “prolaps” olarak adlandırılan organ sarkması, destek dokularındaki zayıflık nedeniyle normal yerlerinden ayrılan organların durumunu tanımlar. Leğeni oluşturan kemiklerin biçimini koruyan bağ dokusu ve kaslar, “leğen kemiği” olarak adlandırılır. İdrarkesesi, kalınbağırsak ve kadında rahim gibi karın organlarına destek olan bu destek dokusu gevşerse rahim, vajinaya doğru sarkar. Bu duruma “rahim sarkması” adı verilir. Tamamını Oku…

Sponsor:

Üye Paneli:




  • Kayıt Ol
Toplam : 3512345102030...Son »