• Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.095 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Felcin, kaslardan birinde zayıflıktan, bütünüyle hareketsizliğe kadar uzanan değişik tipleri vardır. Felce yol açan nedenler genellikle düzeltilebildiğinden, tedavilerde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bağımsız bireyler olarak davranmamıza olanak veren en önemli özelliklerimizden biri serbestçe hareket etme ve nesneleri kullanabilme yeteneğimizdir. Bu hareketler için gerekli olanlar dışında, solunum, yemek yemek ve konuşmak gibi işler de kasların yardımıyla gerçekleşir. Kas hareketlerini geçici ya da sürekli olarak durduran felç, kişinin bağımsızlığını ciddi biçimde etkilediği gibi onu ölüme de sürükleyebilir. Felçler, çeşitli hastalıklar ve yaralanmalar sonucu hareketlerimizi yöneten karmaşık motor sistemin etkilenmesiyle ortaya çıkar. Bu yüzden hem etkenin türü, hem de motor sistemin hangi bölgesinin etkilendiği önem taşır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.954 Yorum Yok

    Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

    {lang: 'tr'}

    Eklem zarı iltihabı (sinovit) ağrılı bir hastalıktır. İlaçlar ve tedaviyle rahatlama sağlanabilir ancak kronik iltihap fiziksel yetersizliklere neden olabilir. Çeşitli eklem iltihabı (artrit) türlerinde hastalanan başlıca doku, birçok eklemi kaplayan zardır (sinovyum ya da sinovya zarı). Bu zarın iltihabı “sinovit” olarak bilinir ve aralarında romatoit artritin de bulunduğu birçok hastalıkta ortaya çıkabilir. Ayrıca bedenin belirli yerlerindeki öteki sinovya zarları da iltihaplanabilir. Bu zarın romatizma kökenli rahatsızlıklara niçin bu kadar yatkın olduğu açıklanamamıştır. Ancak, başlangıç noktasının genellikle, bedenin bağışıklık sistemindeki bir bozukluk olduğu sanılmaktadır. Savunma mekanizmaları harekete geçmekte ve “sava” sinovya zarında yer almaktadır. Sinovya zarı birçok eklem sıvı dolu kapsüllerle sarılmıştır. Bu sıvı sinovya zarı tarafından üretilir ve eklemi yağlamak için gereklidir. Zar hücreleri bol kanla beslendiğinden, yeterli miktarda sıvı salgılarlar. Oysa iltihap zardaki hücreleri çoğaltarak zarın kalınlaşmasına neden olur ve yağlayıcı sıvının üretimi bozulur. Savunma sisteminin hücrelerinin saldığı kimyasal maddeler, hem bölgeye verilen kanın artmasına hem de eklem kapsülündeki sinir uçlarını uyararak ağrıya neden olurlar. Sonuçta eklem şişer, kızarır ve ağrır. Sinovya zarı bedenin her yanındaki eklem kapsüllerinin içini kaplamasının yanı sıra içinde uzun kirişlerin (özellikle de kol ve bacaklardakilerin) hareket ettiği kılıfı da kaplar. Bu nedenle zardaki iltihap, eklemlerden dışarı doğru yayılarak kirişlerin serbestçe hareket etmesine engel olabilir. Eğer romatoit artritte olduğu gibi iltihap şiddetliyse kalınlaşmış eklem zarı ve iltihap hücreleri eklemdeki kemikleri ve kiriş kılıfını yıpratıp ağır hasara neden olabilirler. Öteki eklem zarı iltihapları bu kadar ağır değildir. Hatta kiriş kılıflarının olağanın dışında aşınmasından kaynaklanmış bile olabilirler. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 3.671 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Eklem iltihabı ya da artrit oldukça yaygındır. Şiddeti, geçici rahatsızlıklardan, kalıcı hareket kusurlarına kadar değişen çeşitli türleri vardır. Eklem iltihabı ya da tıptaki adıyla “artrit” (günlük dilde “romatizma” da denir) kendisi gibi nedenleri de birçok yönden açıklık kazanmamış bir hastalıktır. Çeşitli tipleri vardır. Her yaşta olabilir; özellikle ılıman bölgelerde yaşayanlarda sık görülür. Hafif ya da ağır olabilir; tek bir eklemi tutan biçiminden, pek çok eklemi birden etkileyen türüne kadar değişen çeşitli tipleri vardır. Kazadan sonra ya da bir enfeksiyonu izleyen dönemlerde ortaya çıkabilir. Başlıca eklem iltihabı türleri şunlardır: Romatoit artrit; osteoartrit; ankilozan spondilit. Bu tür hastalıkları inceleyen tıp dalına “romatoloji” adı verilir. Ancak eklem iltihabı, araştırmalara karşın, bütün özellikleriyle açıklanmış bir hastalık değildir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.115 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Hareket etmemizi sağlayan eklemler, kemiklerin birbirlerine bağlandıkları yerlerdir. Eklemleri oluşturan kemik parçalarının ayrılmasına “çıkık” denir. Çıkıklar, genellikle basit girişimlerle tedavi edilebilir.

    Nedenleri
    Omuz eklemi, kol kemiği ile kürek kemiğini birleştirir. Eklem, bir küre ile oyuktan oluşur. Kol kemiğinin yuvarlak başı, kürekkemiğinin çukuruna (oyuğa) oturur. Bu biçimi, kolumuzu her yöne oynatabilmemizi sağlar, ama yanı nedenle üstkol kemiğinin kürekkemiği yuvasından çıkması da oldukça kolaydır. Kol kemiğinin başı yerinden çıkarken dört yöne doğru yer değiştirebilir: Eklemin önüne, arkasına, altına ve üstüne. Omuz çıkıklarının yüzde 90′ı öne çıkıklardır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.305 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Bazı mesleklerde özellikle sık rastlanan bursit, eklem bölgelerinde ağrılı şişlikler olarak görülür. Erken tanıyla tedavisi kolaydır. Bursa, bir eklemi ya da kemiği kaplayan yumuşak dokunun üzerinde oluşan içi sıvı dolu bir keseciktir. Bursit ise bu keselerden birinin iltihaplanmasıdır. Sık rastlanan bu ağrılı durum, iltihaplanma önlenmezse, akut ya da kronik bir rahatsızlığa dönüşebilir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.175 1 Yorum
    {lang: 'tr'}

    Tıpta “hipoglisemi” olarak adlandırılan kan şekerinin düşmesi, çeşitli düzeylerde bilinç bozukluklarına, hatta bilinç yitimine yol açabilir. Ama daha çok şeker hastalarında görülen bu durum, bütünüyle denetim altına alınabilir. Aldığımız besinlerdeki karbonhidrat, bedende, bize enerji veren “yakıt” olan glikoza (şeker) dönüşür, fazlası da karaciğerde glikojen olarak depolanır. Bu süreç hormonlar tarafından kontrol edilir. Pankreastan salgılanan insülin, glikojen oluşumunu hızlandırır ve aşırı miktarda glikoz oluşmasını önler. Glükagon ve böbreküstü bezi hormonları glikoz düzeyini yükseltir. Kan şekerinin düşmesi, kandaki glikoz düzeyinin normalin altına düşmesidir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.845 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Karaciğer iltihabı, yani hepatit, ciddi bir hastalıktır ama hastaların durumları çeşitli testlerle yakından izlenebilir ve çoğu, doktor önerilerine uyma koşuluyla tam anlamıyla iyileşir. Karaciğer iltihabı ya da hepatit (aslında belirti adı olmasına karşılık, halk arasında ‘sarılık’ da denir) oldukça bulaşıcı olan bir virüs hastalığıdır. Virüs kan, dışkı ve tükürükle yayılır. Her yaştaki insanı etkileyen bir hastalık olmasına karşılık, gençlerde ve virüs bulaşmış maddelerle uğraşmayı gerektiren mesleklerde çalışanlar arasında daha sık görülür. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.101 2 Yorum
    {lang: 'tr'}

    Kışın ellerimizin soğuk olması hiç de olağandışı bir durum değildir ama bazı kişilerinki aşırı ölçüde soğuk, soluk ve ağrılıdır. Bunlar, Raynaud hastalığının belirtileridir. Kadınları erkeklere oranla, daha fazla etkileyen Raynaud hastalığı, genellikle ergenlik çağında ya da 20′li yaşlarda başlar. Raynaud hastalığına benzer belirtilerle seyreden bir durum da ‘Raynaud fenomeni’ diye adlandırılır. Bu durum, Raynaud hastalığı kadar ağır değildir ve skleroderma gibi başka hastalıklarla bir arada ve havalı matkap kullanan yol işçilerinde olduğu gibi ellerin uzun süre şiddetli titreşimle karşı karşıya kaldığı işlerde çalışanlarda görülür. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.388 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Polisitemi, kandaki alyuvar sayısının artması halidir. Yaşamın ilerki yıllarında sorun yaratabilir ama tedaviyle hastalar yıllarca belirti oluşmadan yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Kanımızda bulunan alyuvarların görevi, akciğerlerden dokulara oksijen taşımaktır. Beden oksijenini bu yoldan sağlar. Ancak, bazen kemik iliği, çeşitli nedenlerle aşırı alyuvar üretmeye başlar. Sonuçta kan kalınlaşıp yoğunlaşır ve damarlarda kolay dolaşamayacak hale gelir. Asıl artanın alyuvarlar olmasına karşılık, trombositlerin ve akyuvarların sayılarında da artma görülebilir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.759 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Bir kansızlık türü olan pernisiyöz anemi, eskiden, nedeni bilinmeyen, ölümcül bir hastalıktı. Günümüzdeyse, yaşam boyu B12 vitamini enjeksiyonlarıyla kontrol altında tutulabilmektedir. Pernisiyöz anemi, mide mukozasını etkileyerek hem ağır bir kansızlığa hem de sinir sistemi bozukluklarına neden olan bir hastalıktır. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.651 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Mitral kapak darlığı ya da tıptaki adıyla mitral stenozu olan kişilerin çoğu için bir tehlike söz konusu değlidir ama şiddetli vakalarda kalp ameliyatı gerekli olabilir. Mitral kapak, kalbin sol karıncığı ile sol kulakçığı arasında bulunur. Görevi, akciğerlerden kalbe gelen temiz kanın yeniden akciğerlere kaçmasını önlemektir.

    Mitral kapak darlığı, kapağın akut eklem romatizması nedeniyle hasar görmesi sonucu oluşur. Kapak kalınlaşıp sertleşir ve işlev göremez, kan geriye kaçar. Hafif vakalarda ilaç tedavisi yeterlidir. Ancak şiddetli vakalarda açık kalp ameliyatı gerekli olur. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.808 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Kan zehirlenmesi, kana bakteri ya da toksin karışmasıdır. Tıpta “septisemi” ve “toksemi” olarak adlandırılır. Kan zehirlenmesi birkaç yolla oluşabilir: Deri üstündeki bir yarada mikrop kapma sonucu enfeksiyon oluşması, bir apsenin patlayarak iltihabın kana karışması, boğaz enfeksiyonu (sözgelimi difteri), akciğer enfeksiyonu (zatürree gibi), bağırsak iltihabı (tifo gibi) ya da idraryolları enfeksiyonu sonucu. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.122 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Solgun görünen ve halsizlikten yakınan insanlarda ilk akla gelen sorun kansızlıktır. Ancak kansızlık, çözümü kolay bir rahatsızlıktır. Oldukça basit ama etkili ve çabuk bir tedaviyle hastalar yeniden sağlıklarına kavuşabilirler. Tıpta “anemi” olarak adlandırılan kansızlık, kanın bileşiminde herhangi bir nedenle ortaya çıkan eksikliği ve buna bağlı bozukluğu tanımlamak için kullanılan bir deyimdir. Eksiklik ya da bozukluk genellikle alyuvarlarla ilgilidir. Alyuvarlar kemik iliğinde yapılır ve “hemoglobin” adı verilen temel bir maddeyi içerirler. Bu madde oksijeni akciğerlerden alarak, gerekli işlerde kullanılması için dokulara ulaştırır. Kemik iliğinde, saniyede iki milyon alyuvar üretilip dolaşıma verilir. Alyuvarların ömrü yaklaşık 120 gündür. Herhangi bir nedenle dolaşımdaki alyuvar sayısı normalin altına düşerse, dokulara ulaştırılan oksijen miktarı azalacağı için kansızlık belirtileri ortaya çıkar. Bunlar güçsüzlük, zaman zaman baygınlık geçirme ve deride solukluktur. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 2.066 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Kangren, beden dokularının “ölmesi” demektir. Önlenmesi, tedavi edilmesinden kolaydır. Bedendeki bütün dokular, canlı kalabilmeleri için gerekli olan besin ve oksijenli kan dolaşımından alırlar. Kan akışını azaltan ya da damarı tıkayan her şey kangrene neden olabilir.

    Nedenleri
    Atardamar hastalıklarının en yaygını damar sertliğidir (arterioskleroz). Genellikle damar çeperinde kolesterol birikmesiyle olur ve daha çok bacak ile kalp atardamarlarını etkiler. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve sigara, damar sertliğini artırır. Bacaklarda kan dolaşımı eksikliğinin ilk belirtilerinden biri, yürürken baldır kaslarında ağrı olması ve bu ağrının dinlenince geçmesidir. Ayaklar soğur ve hastalık ilerlerse, bacaklarda dinlenirken de ağrı olur. En sonunda kan akımı öylesine azalır ki dokular canlı kalamaz. Bu, kangrenin başladığı dönemdir. Kan, parmaklara ulaşmak için daha fazla yol aştığı ve damarlar daha küçük olduğu için, kangren genellikle ayak başparmaklarından başlar. Kangren, kollarda ve bacaklarda yaralanma ya da soğukta donma sonucu kan akışının kesilmesiyle de oluşabilir. Tamamını Oku…

  • Hastalıklar 24.02.2007 Toplam Okunma : 1.819 Yorum Yok
    {lang: 'tr'}

    Kanama, kesilen ya da yırtılan kan damarlarından kanın dışarı akmasıdır ve her zaman ciddiye alınması gereken bir durumdur. Etkilerini azaltabilmek için ilkyardım konusunda bilgi sahibi olmak gerekir.

    Kanama ciddi bir durumdur. Bedenin, dokulara oksijen ve besin sağlayan bir sıvı olan kandan yoksun kalması tehlikelidir. O yüzden gerek iç, gerek dış kanamada önlem alınması gerekir.

    Tıp açısından kanama, yırtılan ya da kesilen bir kan damarından kanın akmasıdır. Kaza, hastalık ya da ameliyat sonucu ortaya çıkabilir. Kan bedenin dışına çıkıyorsa dış kanamadan, çinide kalıyorsa iç kanamadan söz edilir.

    Kanama tipleri
    Kanama atardamarlardan, toplardamarlardan ya da kılcal damarlardan olabilir ve hepsinde ayrı bir özellik gösterir. Bunun bilinmesi ilkyardım açısından önemlidir. Kanama atardamardansa kalpten dokulara pompalanan temiz kan görülür, kanın rengi parlak kırmızıdır ve kalbin atışına uyan aralıklarla fışkırır. Kalbin çalışması damar hasarına gore değişmeyeceğinden, çok kısa zamanda büyük miktarda kan yitimi olabilir. Bu yüzden atardamar kanamaları, acil hastane tedavisi gerektirir. Toplardamarlar, oksijeni bitmiş kirli kanı dokulardan kalbe getiren damarlardır. Bu nedenle toplardamardan gelen kan, koyu kırmızı renktedir ve çıkışı fışkırmadan çok, sızma biçimindedir. Tamamını Oku…

Sponsor:

Üye Paneli:




  • Kayıt Ol
Toplam : 3512345102030...Son »