• Sağlık 04.09.2010 Toplam Okunma : 4 Yorum Yok

    Hipoglisemi, kan şekerinin olması gerektiğinden (50 mg/dl ‘nin altı) daha düşük olması durumu.Hipoglisemik reaksiyonun başlangıcında bulanık görme,baş ağrısı,baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissedilir. Uygun müdahale edilmediği takdirde bilinç kaybı (vertigo) ve kasılmalar görülür. Diyabetli hastala…rın sıklıkla karşılaştığı bir rahatsızlıktır. Özellikle tip 1 diyabetli hastalar haftada bir veya iki hipoglisemi atağı geçirirler. Tip 2 diyabette bu durum çok daha seyrektir.Vücudun ihtiyaç duyduğu insülin alınan gıda miktarına, yenen yemeğin çeşidine, ne kadar egzersiz yapıldığına, insülin enjekte edilen bölgeye, vücutta başka hastalık olup olmamasına ve içinde bulunulan stres oranına bağlıdır.Hipoglisemi genelde insülin etkisinin en üst noktaya çıktığı saatlerde, yemeklerden önce ve ağır egzersiz sonrasında gelişir. Tamamını Oku…

  • Diyet, Sağlık 04.09.2010 Toplam Okunma : 1 Yorum Yok

    Kalori enerjidir, bu enerji yiyeceklerin yakılması ile açığa çıkar. Yiyeceklerin kalori miktarını ölçen ve kalorimetre adı verilen alet, bir su tankı ve onun içine batırılmış, yüksek basınçlı oksijen bağlantısı olan çelik bir kaptan oluşan basit bir düzenektir.
    Kalorisi ölçülecek yiyecek çelik kaba konulur,… oksijen verilerek tutuşturulur. Yanma bitince kabı çevreleyen sudaki ısı yükselmesi ölçülür. Derece olarak ısı yükselme miktarı ile kilogram olarak suyun ağırlığı çarpılınca sonuç doğrudan (gıda uzmanlarının kullandığı) kalori miktarını verir.
    İnsanlar bu şekilde yiyeceklerin kalori miktarlarını ölçerken bir şeyin farkına vardılar. Hangi yiyeceğin içinde olurlarsa olsunlar bütün protein türlerinin bir gramları aynı miktarda kalori veriyorlardı. Aynı şeyler yağlar ve hidrokarbonlar için de geçerliydi. Protein ve karbonhidratların her bir gramı 4, yağların ise 9 kalori içeriyordu.
    Bu yüzden yiyecekleri tek tek yakarak kalori miktarlarını ölçmeyi bıraktılar. Tamamını Oku…

  • Genel Kültür, Saç Ekimi 04.09.2010 Toplam Okunma : 1 Yorum Yok

    Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grile-şip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Tamamını Oku…

  • Genel Kültür 31.08.2010 Toplam Okunma : 11 Yorum Yok

    Ramazan’da kan şekerinin düşmesinin kişide uyuma isteğine neden olabileceğini söyleyen uzmanlar, “Gün içinde uyuklamanın önüne geçebilmek için sahurda lifli gıdalar tüketin. Yağlı ve baharatlı yemeklerden uzak durun” uyarısında bulunuyor.
    Sıcakların etkisi ile oruç tutan kişiler sağlık açısından bazı olumsuzluklar yaşayabiliyor. Uzun süren açlık süreçleri sağlıklı kişide ciddi bir sağlık problemi oluşturmasa da kişinin metabolizmasını olumsuz etkileyebilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, “Uzun süren açlık süreçleri sonucunda sağlıklı bir kişinin metabolizmasında, kan şekeri düşebilir, dikkat azabilir, halsizlik olur. İş verimi azalabilir” dedi. Tamamını Oku…

  • Sağlık 23.08.2010 Toplam Okunma : 23 Yorum Yok

    İshal veya diyare (Rumca: διαρροή = sızıntı, “akıp gitme”) dışkının sık olarak sulu veya yumuşak çıkması durumudur. Dünyada ishal beş yaşından küçükler arasında ölümün ikinci büyük nedenidir (pnömoniden sonra), yılda 1,5 milyon bebek bu yolla ölür. Az gelişmiş ülkelerdeki bu ölümlerin en büyük nedeni yeter…ince temiz suyun yokluğu ve atık su arıtma kapasitesinin yetersizliğidir; içme suyuna kanalizasyon suyu karışması da önemli bir nedendir.
    Nedenleri:
    İshal bir belirti, hastalık, alerji, gıda entoleransı, gıdayla bulaşan bir hastalıktır. C vitamini veya magnezyumun aşırı miktarda alınmasından da kaynaklanabilir. İshalle beraber karın ağrısı, bulantı ve kusma da görülebilir. İshalin bazı özellikleri başka durumlarda da görülebildiği için ishalin tıbbî tanımı günde 200 gramdan fazla dışkı üretimini içerir. Tamamını Oku…

  • Diyet, Sağlık 23.08.2010 Toplam Okunma : 32 Yorum Yok

    Sağlıklı beslenme açısından beyaz et; kaliteli protein, düşük yağ ve vitamin-mineral içeriği nedeniyle son derece iyi bir kaynaktır. Kırmızı etlere göre uygun olan fiyatı ile de aile bütçesinin dostudur.Vücutta yeni dokuların yapımı, varolanların sağlığının devamı ve onarımı için proteinler hayati …önem taşır. Büyüme, gelişme, sağlıklı yaşamın sürdürülmesindeki rolü tartışmasız olan proteinler, aminoasitlerden oluşur. İnsan vücudunda yirmi farklı aminoasit vardır ve bunlardan sekizi esansiyel olarak adlandırılır. Vücuda dengeli şekilde alınmaları gereklidir. Aminoasit içeriği dengeli olan beyaz etlerin protein kalitesi yüksek ve vücutta kullanımları kolaydır.Yağlar; doymuş ve doymamış yağlar olarak ikiye ayrılır. Tamamını Oku…

  • Genel Kültür, Sağlık 23.08.2010 Toplam Okunma : 31 Yorum Yok

    Bir kişi yanınızda nöbet geçirirse neler yapmalısınız?
    Öncelikle sakin olun, hastanın yanından ayrılmayın, yardıma gerek varsa başkasını gönderin
    Hastanın hareketlerini durdurmaya VE/VEYA engellemeye çalışmayın!
    Hastayı güvenli bir yere yatırın veya alın!
    …Yaralayabilecek ucu sivri veya sert eşyalardan (Sivri köşeler vb.) hastayı uzaklaştırarak veya bunları hastanın yanından uzaklaştırarak hastayı koruyun!
    Sıkı giysileri varsa giysilerini gevşetin (kravat, kemer gibi), şayet takıyorsa gözlüğünü çıkartın!
    Sabit ve rahat olacak bir şekilde onu bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlayın. Rahat nefes alması için mümkünse ağzını ve solunum yolunu açık tutun!Asla ağzına bir şey sokmaya veya koymaya (örneğin, dişlerini sıkıyorsa açmaya veya su vermeye ) çalışmayın! Tamamını Oku…

  • Bilim, Genel Kültür 23.08.2010 Toplam Okunma : 20 Yorum Yok

    İnsanlar nasıl görür, renkleri nasıl algılarız, gözün yapısında kaç grup sinir vardır?

    Bir fotoğraf makinesi renkli bir fotoğraf çektiği zaman, bu fiziksel bir işlemdir. Fakat “renkleri görmemiz”, gözün fotoğraf makinesinin yapısıyla benzerliğine rağmen psikolojik bir nitelik taşır. Göz bir izlenim… alır ama görmez.Gören beyindir. Görüntü beyine ulaştığında (daha doğrusu görüntünün izlenimi buraya iletildiğinde),beyin hücreleri gerekli karşılığı verir.Dolayısıyla, gerçekte “beynimizde görürüz”. Renkleri görme işi de beyinde olur.Gözlerimiz, kırmızıdan mora kadar sıralanan renk dizisinin yedi rengini fark edecek bir yapıdadır. Ağtabakanın kenarlarındaki çubuk hücreler ise sadece parlaklığı (ışığın fazlalığını) ve karanbğı ayırt edecek düzendedir. Merkezdeki konik hücreler, renklerin özel dalgalarını alır. Tamamını Oku…

  • Bilim, Sağlık 23.08.2010 Toplam Okunma : 18 Yorum Yok

    Göğüs kafesinin çevrelediği göğüs boşluğunda iki akciğer arasında ve sol tarafta yer almış bulunan kalbimiz,kas yapısında ve yumruk büyüklüğünde bir et parçasıdır. Küçüklüğüne rağmen güçlü ve çalışkan olan kalp durduğu an,insanın hayatı da sona ermiş demektir.
    Kalb vücuttaki kan dolaşımı sistemin…in merkezidir. Yapısı armut biçimindedir ve sivri ucu sol memenin altına isabet eder. Elimizi bu noktaya koyduğumuzda düzenli çarpmalar hissederiz. Bunlar “kalbin atışları”dır.

    Cenindeki (ana karnında oluşan bebek) kalp altı haftalıkken teşekkül etmeye başlar. Başlangıçta bir balık kalbi gibi basit bir tüp-boru yapısındadır. Sonra giderek asıl şeklini alır. Tamamını Oku…

  • Sağlık 23.08.2010 Toplam Okunma : 16 Yorum Yok

    Hipoglisemi, kan şekerinin olması gerektiğinden (50 mg/dl ‘nin altı) daha düşük olması durumu.Hipoglisemik reaksiyonun başlangıcında bulanık görme,baş ağrısı,baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissedilir. Uygun müdahale edilmediği takdirde bilinç kaybı (vertigo) ve kasılmalar görülür. Diyabetli hastala…rın sıklıkla karşılaştığı bir rahatsızlıktır. Özellikle tip 1 diyabetli hastalar haftada bir veya iki hipoglisemi atağı geçirirler. Tip 2 diyabette bu durum çok daha seyrektir.Vücudun ihtiyaç duyduğu insülin alınan gıda miktarına, yenen yemeğin çeşidine, ne kadar egzersiz yapıldığına, insülin enjekte edilen bölgeye, vücutta başka hastalık olup olmamasına ve içinde bulunulan stres oranına bağlıdır. Tamamını Oku…

  • Diyet 23.08.2010 Toplam Okunma : 18 Yorum Yok

    Sıcak su içmek insana tokluk hissi verdiği için zayıflamaya yardımcı oluyor. Soğuk su ise tam aksine iştah açıp daha çok yemek yemeye yol açıyor. Soğuk su içmek ve hatta soğuk suda yüzmek karnı acıktırarak daha çok yemek yenilmesine neden oluyor.
    İngiltere’de, soğuk suda yüzen ve spor yaptıktan so…nra soğuk su içen kişiler üzerinde deneyler yapıldı. Araştırma sonucunda bu kişilerin soğuk suda yüzerken daha sıcak suda yüzenlere oranla az kalori yaktığı belirlendi.
    Ayrıca araştırmacılara göre terli içilen soğuk su da sıcak suya oranla daha çok karın acıktırıyor. Sıcak su bağırsakları daha hızlı çalıştırırken fazla yağları da yakıyor diyor. Yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur. Tamamını Oku…

  • Diyet, Sağlık 22.08.2010 Toplam Okunma : 14 Yorum Yok

    Bu ayda oruç tutan kişilerin günlük yeme içme düzeni, beslenme alışkanlıkları ve öğün sayılarının normal günlere göre birdenbire ve tamamen değişiyor, günlük öğün sayısının düşerken, özellikle kırmızı et, pide, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı ve börek tüketiminin artıyor. G…ünlük alınması gereken enerjinin, protein, vitamin ve mineral miktarlarının Ramazan ayında değişmemektedir.İftar ve sahur gibi alışılmış öğünler dışındaki beslenme, gün boyu vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin ögelerinin karşılanmasına engel olabilmektedir. Özellikle sahura kalkılmaması durumunda, akşamdan alınan besinler yetersiz kalabilir.Bu durumda ortaya çıkan enerji açığı sağlığı olumsuz etkileyebilir. Tamamını Oku…

  • Sağlık 21.08.2010 Toplam Okunma : 24 Yorum Yok

    Ürtiker vücudun herhangi bir yerinde gruplar halindeoluşan, soluk kırmızı renkli kabarıklıklardır. Bu döküntü bir kaç saat içinde geriler. Eski bir döküntü solarken yerine yenileri çıkabilir. Boyutları bir kalem arkası büyüklüğünden, bir tabak büyüklüğüne kadar değişebilir ve birleşerek büyük a…lanlar oluşturabilirler. Genellikle kaşıntılıdır, fakat yanma ve batma hissi de olabilir.
    Ürtiker kan plazmasının derideki küçük damarlardan dışarı çıkması sonucu oluşur. Bu duruma histamin denen kimyasal maddenin salgılanması neden olur. Histamin mast hücresi dediğimiz hücrelerden salgılanır. allerjik reaksiyonlar, yiyeceklerin içinde bulunan bazı kimyasal maddeler ve bazı ilaçlar histamin salınımına neden olabilir. Bazen ürtikerin neden oluştuğu saptanamayabilir. Tamamını Oku…

  • Sağlık 21.08.2010 Toplam Okunma : 19 Yorum Yok

    Vücut hücreleri hayati fonksiyonlarını yerine getirebilmek için bir şekilde enerji bulmak zorundadır. Şeker organizmanın başlıca enerji kaynağıdır ve enerji temini için hücre içinde yakılır. Hiperglisemi hali ortaya çıktığında kandaki şeker insülin yetersizliği dolayısı ile hücre içine giremez ve b…u durum karşısında şeker alamayan hücreler enerji elde etmek için yağları yakmaya başlarlar. Bu durum da ketonların ortaya çıkmasına neden olur. Keton cisimleri kanda artar ve idrara geçer; idrarda aseton çıkar.
    Hiperglisemi sonucunda kanda ve idrarda keton cisimlerinin artışı ile hastanın şuuru giderek bulanıktan tam kapalı hale geçer ve tedavi edilemez ise koma tablosu gelişir. Ketoasidoz çok tehlikeli bir durumdur ve her yaştaki diyabetik hastada görülebilir.
    Ketoasidozun bazı belirtileri aşağıda sıralanmıştır. Tamamını Oku…

  • Genel Kültür 17.08.2010 Toplam Okunma : 34 Yorum Yok

    1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02′de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük merkezli deprem. Mw ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur.

    17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000′e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir. Tamamını Oku…

Sponsor:

Üye Paneli:




  • Kayıt Ol
Toplam : 10512345102030...Son »